Tıbbın gelişmesiyle birlikte, klasik kemoterapi yöntemlerine alternatif olarak geliştirilen “akıllı ilaçlar” kanser tedavisinde devrim niteliğinde bir rol oynamaktadır. Ancak Türkiye'de Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmayan bu ilaçlara erişim, ciddi maliyetleri nedeniyle birçok hasta için imkânsız hâle gelmektedir. Bu durum, bireyin yaşam hakkı, insan onuruna yakışır bir yaşam ve sosyal devlet ilkesi bağlamında anayasal ve uluslararası hukuki bir tartışma yaratmaktadır.
Türk Anayasası’nın 17. maddesi açıkça yaşam hakkını güvence altına alır. Yaşam hakkı yalnızca fiziksel varlığın sürdürülmesi değil, aynı zamanda insan onuruna yaraşır bir yaşamı da içerir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir “sosyal hukuk devleti” olduğu Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenmiştir. Sosyal devlet, bireylerin temel ihtiyaçlarını karşılamak ve özellikle dezavantajlı gruplara (örneğin ağır hastalara) pozitif ayrımcılık uygulamakla yükümlüdür.
Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla yükümlüdür.
Madde 2 – Yaşam Hakkı: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), sağlık hizmetlerine erişimi yaşam hakkının bir parçası olarak değerlendirmiştir. Örn. AİHM Panaitescu / Romanya davasında, kanser hastası olan başvurana iç hukuk kuralları uyarınca ücretsiz tedavi ve ilaç sağlanması gerekirken, tedavisi için gerekli olan iki özel ilacın kendisine ücretsiz olarak verilmemesi, ayrıca Hamburg’da iki ayda bir uygulanacak deneysel ilaç tedavisi giderlerinin karşılanmaması üzerine yerel mahkemede açtığı iki dava sonucunda, sağlık giderlerinin kamu kurumları tarafından karşılanması ve bu amaçla yaptığı harcamaların tazmin edilmesi yönündeki kararların yetkili makamlar tarafından yerine getirilmemesini, usul yönünden yaşam hakkının korunması yükümlülüğüne aykırı bulmuştur. AİHM’ye göre özellikle insanların hayatının korunması zorunluluğu söz konusu olduğunda, kişiler lehine verilmiş olan mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi konusunda taraf devletlerce mali kaynakların yetersizliği, mazeret olarak ileri sürülemez
Madde 11 – Sağlık Hakkı: Devletler, bireylerin sağlıktan azami fayda sağlaması için gerekli tüm tedbirleri almak zorundadır.
Madde 12: Sağlığın mümkün olan en yüksek standardına ulaşma hakkı tanınır. Bu da yalnızca sağlık hizmetlerine erişimi değil, etkili ve çağdaş tedavi yöntemlerine erişimi de içerir.
Bir kanser hastasının, doktor tarafından zorunlu olduğu belirtilen akıllı ilacın, SGK kapsamında olmaması nedeniyle verilememesi; hastanın yaşam hakkını ve insan onurunu zedeleyecek niteliktedir. Sağlık hakkı yalnızca tedavinin varlığını değil, etkili tedaviye ulaşılabilirliği de kapsar.
SGK'nın geri ödeme listesine almadığı akıllı ilacın, hekimin raporuyla hayati öneme sahip olduğunun belgelenmesi halinde ilacın bedelinin devlet tarafından karşılanması gerektiği yönünde karar verilmiştir.
SGK’nın “geri ödeme listesinde yok” diyerek bir tedavi yöntemini kapsam dışında bırakması, otomatik olarak bu tedavinin finansal yükünü hastaya devretmesini meşrulaştırmaz. Özellikle bu tedavi hastanın yaşamasını sağlayacaksa, yaşam hakkı ile devletin pozitif yükümlülükleri arasında doğrudan bir bağ kurmak gerekir. Bu bağlamda, kişisel gelir düzeyi, hastalığın evresi, tedavinin gerekliliği gibi unsurlar dikkate alınarak, SGK’nın somut olay özelinde finansal destek sunma zorunluluğu doğabilir. Sosyal devlet, bireyleri sadece genel kurallarla değil, onların somut ihtiyaçlarıyla da korumakla yükümlüdür.
Kanser hastalarının “akıllı ilaçlara” erişimi yalnızca tıbbi bir konu değil, doğrudan insan hakları hukukunun ve anayasaya dayalı sosyal devlet sorumluluğunun bir konusudur. Bu nedenle:
- SGK’nın geri ödeme sistemleri daha esnek ve bireyselleştirilmiş hale getirilmelidir.
- Hekim raporuna dayalı olarak hayati öneme sahip akıllı ilaçların kamu tarafından karşılanması anayasal bir yükümlülük olarak yorumlanmalıdır.
- Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın bu konudaki içtihatları genişletilerek, bireyin sağlığa erişim hakkı bir lüks değil, bir temel hak olarak tanınmalıdır.
-Hastaların zaman ile yarıştığı hususu göz önüne alındığında söz konusu ilaçlara ulaşma konusunda yerel mahkemelerin hızlanması(muhtemel yargılama sürcinin kısa tutulması) ve tedbir kararlarında yaşam hakkının kutsallığı göz önüne alınarak pozitif değerlendirme yapmaları gerekmektedir.
Bu makale Samsun Barosu Avukatlarından Avukat Yunus GÜN tarafından kaleme alınmıştır.İnternet sitemizde yayınlanan tüm makalelerin yayın ve telif hakkı Rönesans Avukatlık & Arabuluculuk Bürosuna ait olup kaynak göstermek suretiyle kullanabilirsiniz. Sizde hukuk camiasına katkınızın olmasını arzu eder iseniz yazdığınız makalelerinizi info@ronesanshukuksamsun.com adresine mail atabilirsiniz.
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
2. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
3. Avrupa Sosyal Şartı
4. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi
5. Yargıtay 15. HD 2021/1115 E., 2021/1547 K.
6. Danıştay 10. Dairesi 2020/10245 E., 2022/4932 K.
7. AİHM, Panaitescu / Romanya
8. Mehmet Altan, “Sağlık Hakkı ve Sosyal Devlet”, Ankara Barosu Dergisi, 2021
9- https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1102228
Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim?